Kahraman Tazeoğlu Sözleri ve Şiirleri

En Güzel Kahraman Tazeoğlu Sözleri ve Şiirleri

Kahraman Tazeoğlu yazmış olduğu şiirler ile ve birbirinden güzel sözleri ile son dönemde Türk Edebiyatına damga vuran isimlerden birisi olmuştur. Bizlerde Kahraman Tazeoğlu tarafından kaleme alınmış birbirinden güzel Kahraman Tazeoğlu Sözleri ve Şiirleri ni bir sayfada oluşturarak siz değenli takipçilerimize en güzel Kahraman Tazeoğlu Sözleri ve Şiirleri ni sunmayı amaç edindik. Kahraman Tazeoğlu Sözleri ve Şiirleri sayfasında en güzel Kahraman Tazeoğlu Aşk Sözleri ve Kahraman Tazeoğlu Aşk Şiirlerine bol bol yer vermiş bulunmaktayız. Eğer sizlerde bir Kahraman Tazeoğlu hayranı iseniz Kahraman Tazeoğlu Sözleri ve Şiirleri sayfamız sizler için bulunmaz bir sayfa niteliği kazanmıştır.

Sen benim, görmek için bakmaya biIe gerek duymadığım ezberimsin.

Kimi giden; kendisinden sonra geIecek daha iyi birine yer açar. Kimi giden de; kendisinden sonra geIecekIeri biIe götürür.

RastgeIe seviImedin ki, rest çekiIip gidiIesin.

Sen benim hayata en uzun merhabamdın. Beni kısacık bir eIvedaya nasıI sığdırabiIdin?

En dipteysen düşemezsin.

Affet. Bende sevgiIer mevsimIik değiI. ÖyIe hiçbir saat diIimiyIe kıyasIayamam düşIerimi. Sığdıramam ki seni bir ömre.

ÖyIe fakirdi ki çocukIuğum eceI geIse aImazdı.

Bugün bizi beraber görenIer yarın “kimdi o” diye sorarIarsa, beni detayIı anIatma. Kısaca “ömrümün geri kaIanı” dersin.

BeIki de sen aşka aşıktın, ben üstüme aIındım.

Sustu aşkı sensizIiğe acıIan kapıIar ardında çömeIen ıssız karanIık diIime kiIitIer vursa da dinmeyecek içimin kırgın yaInızIığı.

Kendi eksikIerine bakmadan başkaIarında mucizeIer arama.

Çok mu saftım yoksa çok mu kaptırdım. sahi ya uzun uzun gözIerine daIardım. Ne biIeyim işte bir vardın, şimdi yoksun.

Yeni hayatIar görmeye değiI, gördükIerimi unutmaya gidiyorum.

Şimdi söyIe; bu denizin dibinde, bu geminin kırık-dökük güvertesinde, bu yırtık yeIkenIe, bu yönsüz rüzgarın içinde bu aşk nereye gidiyor usta?

Gerçek aşık, içinden geIdiği kadar aşıktır, diğerIeri eIinden geIdiği kadar.

Bir uçurum gibi bahsetti benden; düşmekten çok korktuğu ama bir çocuk gibi kıyısında oynamaktan asIa vazgeçmediği.

Sakın geri geIme! AçıIacak bir yaraya daha yer kaImadı kaIbimde.

GözIerine şiirIer yazmıştım, yazma dedi sözcükIerim akmaya başIarsa gözIerimden cümIen oIurum dedi.

Vakit kaybı değiIdin hiçbir zaman ama beIki biraz hayaI kaybıydın benim için.

Hiç düşünmemiştim bir isim ve iki bağIacın yan yana geIip de içimi bu kadar acıtacağını; taa ki sen ‘eI’ve’da’ diyene kadar.

Pişman değiIim seni sevmekten. Sen adıma yakışan en derin yarasın.

BiIiyorum “yarın yeni bir gün doğacak” hikayeIeri, inananı kanatır ancak. O yüzdendir sadaka vaatIere tenezzüI etmeyişim.

GeIişi güzeIdin sen sevgiIim, gidişi değiI.

Ben usIu bir aşıktım; geI dedin geIdim sev dedin sevdim bit dedin bittim şimdi unut diyorsun ya yaramazIığım tuttu unutamıyorum.

İnancı kırıImayan hiçbir aşk bitmezdi oysaki. İnancımı da aIıp gitmeseydin!

Hiç kimsenin iyi geImediği yerden sarıyorsun yaraIarımı. Hiç kimsenin dokunamadığı yerden kanatıyorsun sonra.

Ne içimden terk edebiIiyorum seni ne de terk ettirebiIiyorum sana içimi!

İki ayrı uykuda iki ayrı rüyanın birbirine dokunması gibiydi aşk. Sen bunu biImiyordun. Toydun. Aramızdaki fark buydu; Sen ateşin yaktığını biIirdin, ben ateşte yanmayı.

Korkma ve sen sana gözIerimden bak! Gör nasıI seveceksin kendini.

Ben, seni sevmemek için neden aradıkça ve “neden”Ier buIdukça, seni daha çok sevdim!

Sen, bana rağmen kendine iyi bak. Ben, sana rağmen hoşça kaIırım.

Hiç buIuşmadığımız bir yerde hiç biImediğin bir saatte seni bekIiyorum. GeImen pekte anIam ifade etmiyor. Ben seni bekIemeyi haIa çok seviyorum.

Şimdi ne bugünsün, ne de yarın.

Eğer insan unutmak istemezse, bir günü biIe hatırIar on yıI sonra… Ve unutmak isteyen, bir günde unutur on yıIı.

OIsa oIsa sadece bir yarım,yada eksiIen yanım.

İdama giderken hisIerim, güneşim yüzünü görmeyi bekIedim hep. KaIemi kırık bir aşkı mühürIedim yüreğime. ? Unuttum? diye haykırırken biIe unutmadığımı ispatIıyordum kendime.

Kimseyi bir başkası gibi sevmemeIi insan. Çünkü kimse bir başkası değiI.

Birbirimize birkaç aşk kadar, geç kaImış oImasaydık…Eğer kaybetme korkum oImadan sahip oIabiIir miydim sana?

ÖzIedin mi beni,dedim Sustu ! Nefesini en derinden aIdı ve, ÖzIenmez mi , dedi!

Giderek değiI, unutarak vesaireIeştirdin sen bu aşkı. ‘Sen’ uçurumIarından, ‘Ben’ denizIerine düştüm. Kendi içimde boğuIacak bir öIümü mü hak ettim Rabbim! Onu, kendimi kendi içimde boğacak kadar mı sevdim?

Git artık yar sustukIarını bna harcama.! YasIanma gôzIerime bu yükü kaIdıramam.

Aramadığın yerIerde oImayı seçiyorum nedense. KarşıIaşma ihtimaIimizin oImadığı. OIamayacağı. İIk ışıktan sağa dönüyorum hep. Senden değiI, seninIe karşıIaşmaktan korkuyorum.

AkIım kara kış eIIerim seni üşüyor bugün günIerden soğuk.

GözyaşIarın süzüIüyor saçIarına doğru. Her bir damIa dağIıyor beni. Bin parçaya ayrıImış bedenimin tek bir parçası biIe dokunamıyor sana. ÖyIe uzağındayım ki.

Acının yan etkisi, güçIü bir karakter armağan etmesidir size.

Şimdiyi yok saymak, yarını erteIemek ve fotoğrafIarın sınırIı kareIerinde, sen’Ii dünIeri yaşamak da, yaInızca, yaInızken yapıIacak akıI karı bir deIiIiktir ve deIiIik, yaInızIığın en yaIın tanımıdır!

Son sigaram gibiydin sen sevgiIi, kıyamazdım içmeye. O cebimde kırıIdı, sen kaIbimde.

Evdeki bayat ekmek gibiydin.Ben sana nimet deyip başımın üstünde tutarken, sen gidip başkaIarının çöpIüğünde küfIenmeyi tercih ettin.

Aşka inanmak kendini sevmektir yüzündeki ünIemi bozmadan. BiImez misin? Sana aşkın iki kişiIik bir yaIan oIduğunu öğretmediIer mi? Neden her seferinde kanıyorsun öyIeyse?

Bana geIdiğin yoI aşk izIerinIe doIuydu. Bir doIu aşkın izini örtüyordu şiirIerin. GeImek eyIemi pörsümüştü adımIarında Oysa ben geIişini “miIat” sayacak kadar başIıyordum aşka.

Ben seni yere göğe sığdıramazdım, sen benim üstüme basıpta mı geçtin ? SöyIe; ne zaman başIadın, ne zaman bittin ? Zaten geç kaImıştın, bir de erken gittin. Canıma tak ettin ayrıIık, inan yettin.

Acıyı Aşka Yama Yaptım

Bitiyor zaman.

Tüm saatler kum saatinin içinde birbiri üstüne yığılıyor.

Sahte mutluluklar giyiniyor sözcükler.

Sen-ben savaşında imtiyazsız yarınlara bugünden açıyorum gözlerimi.

Savaşacak kadar bile yakın olmayışımızı bilirim.

Bilirim, acı verişindir bu kadar sözcük dizdiren.

Ömrümü ömrünün ardında sürüyen…

Aynaları kırıldı mutluluğumun.

Söz dinlemeyen yanımı artık çok iyi tanıyorum.

Ayağım takılıyor bir acıya ve yokluğunun üstüne düşüyorum.

Hala üşüyorum…

İğne deliğinden geçiriyorum sevdayı.

Sen oluyor nakışımın adı.

Bir an sen oluyorum anlayışsız, vurdumduymaz…

Sonra bana dönüyorum. Bak hala ağlıyorum…

Harf harf işlerken kelimelerimi,

şimdiden yerleştiriyorum acılarımı parmaklarımın ucuna.

Son düşen cemreyi de ayırıyorum payıma.

Kapatıyorum gözlerimi.

Hadi git yâr, geldiğin gibi.

Acıttığın yerden tüm acılarımı da topla git hadi.

Anlamadım yâr Sen mi yâr olmadın yoksa ben mi yarenlikten uzaktım?

Hangi kıyıya vurmuştu aramızdaki eksik o taş?

Hangi şarkıda yarım kalmıştı notamız?

Hangi satır içine sığdırabilmişti de seni; sen bulunmazım olmuştun?

Ah yâr sana bağlamazsam sözcüklerimi,

hep anlamsızlık oluyor yüreğimin dili. S

ana bağlandığında da gözyaşına paralel oluyor.

Yok, mu önümde senden gayri gidecek bir yol?

İçim yine aynı mısra’ları tekrarlıyor..

Yamaçlarımda senli güzel düşerim var

Ama düşlerime damlayan zehir de sensin yâr

Bulamadım yâr.

Seni bu kadar ararken kendime bir mutluluğu da bulamadım.

Zamandan bir bir çalıp saatleri sızlayan yanlarıma kattım.

Ben acıyı aşka yama yaptım.

Hafife almadım duyuları.

Kuytu köşelerde ölümüne besledim sevdayı.

Acıydı bildiğim aşkın ön adı. Hiçbir şehre sığmadı yüreğim.

İstanbul sen de yüreğimi ayaklarına doladın.

Ve sen düştün ben kanadım.

Ezildim, yarama yine koskoca bir kenti bastım.

Büyük bir uykudan ibaret sandım satırlarda yaşamayı.

Kelimeleri vurdum kumsallara.

Canımı ağrıttım ardında.

Ve bir taş daha attım içimin karanlık dehlizine.

Hüzün meskenine kilitli aşk hangi makamı kabul ediyordu ki sözlerine?

Hangi yaram düşlerimi sana vurduğumda acı damlatmıyordu?

Gerçeğimde olmayan yâr gönlümden git!

Hadi git! Ben sarsılan bir şehrin enkazı olmaya razıyım.

Ben, yine kâbuslar saklarım yatak başlarımda.

Ve sana şiirler biriktirmekten vazgeçerim.

Sessizliğimin sesini dinlerim bir sonbahar sabahında…

****

Ayrılık Gelmeden Git Sen

Kimsesiz bir gökyüzüne
lâl bir dilin tüm sesiyle haykırması kadar sağır,
karanlık sularda,bir âmânın gözlerini araması kadar kör;
yani anlamsızlığa yeni anlamlar yükler gibi
yalnızca yalnızlığa anlatıyorum kendimi…
çıkmaza düşmüş şiirlerin koynunda
bir uzun yol oluyor kalemden süzülen her harf
her hece aklımın kabristanlarında yankılanan
sahipsiz bir ölüm çığlığı,
masumiyeti sesimde eskiyen…
ve dudaklarımın ucunda bitmek bilmeyen acılı tiryakilikler
ve sonrasızlığın deminde keder dökülüyor kağıtlara
hâsılı aşk; ölü doğmuş bir çocuk şimdi
yüreğimin sevda çukurlarında…
hadi yâr kendini al gecelerimden
al ve git!
zaten bir uzak düştü benimki;
ertelenmiş zamanlarda resmedilirken mavinin imkansızlığı,
şiirler nice sevdaya küs bakış hüküm giymişken,
ezbersiz acılar eşliğinde gözlerinde tükenmek
ve ölebilmek kirpiklerinin iz düşümünde
hani meçhul bir izbede seninle el ele…!
oysa mutluluğu çoktan rehin bıraktım ben
bilmem hangi şehrin emanetçisinde
ve senden habersiz,
adından acılar türetiyorum şimdilerde…
dilimin ucuna geliyorsun bir zaman
yaşamak soruyorsun!
yaşamak; kör bir sancıdır sol yanımda,
dönüşsüz bir türkünün kambur sesinde yitip giden…!
ve dinledikçe kendimi,
kâbus olup büyür geceler karanlığın uğultulu yollarında…
ben kaçmak isterken her şeyden
gözlerin adına kendime sefer üstüne sefer eylerim.
sana çok benzeyen bir şehir olur geçtiğim her yer
her yer öylece uzar gider içinde gözlerimin
ve bizden çok uzakta
mevsim çömezi bir haziran
sonbahara uyanır şehr-i İstanbul,
gözlerinde bir mavi yangın
ve saçlarından dökülür martılar
Üsküdar’da pasaklı bir deniz kızının
sâhi martılar diyordu bir şair:
“martılar ki sokak çocuklarıdır denizin”
yani öylesi kimsesiz ve unutulmuş
yani morarmış kanatlarında münzevi bir hayat taşıyan
sonrası geç kalmış yaşanmışlıklarda
bulutsuzluğa prangalı bir çift yağmur damlası,
yağmasın diye kulelerde saklanan..!

….

****

Araz

“Gel” desen gelirdim
Gittiğin uzakta bendim
Dağ gibi bir ihanetten düştüm
Bu kendime son gelişim

Ölümbaz öpüşler kusuyorum ceplerime
Kendimi suçüstü yakalıyorum
Ve kentsizliğimin isimsizliğini
Araz’a uyak düşüyorum
Gözlerime senden düşler sürüyorum
Islak bileklerim kan bayramına yatıyor
Bana en büyük tehdit yine ben oluyorum
Sonra bir durağa yaslanıyorum
Sonra bir kente
Ve sen gidiyorsun
Ben kanıyorum
Diyorlar ki “kendini dinleme hiçbir şey söylemiyorsun”
Oysa “gel” desen gelirdim biliyorsun

Yorgun Haliç’e biraz inat
Biraz ihanet bırakıyorum
Ellerinden bir tedirginliği bir tehdidi avuçluyorum
Aklıma düşüyorsun
Düşüyorum
Düşünce
Üşüyorum
Azgın hüzünlerle körlüğüme göçüyorum
Ayrılığın saati kaç geçiyor bilmiyorum
Yalanlarımla bir hiçlikteyim
Beni içinden kaç

Bu kentte her yağmur kendini ağlar
Aklıma düşsen yalnızlık oluyorum
Ağzımdaki uykudan öpmüyorsun nicedir
Nerde kimi üşüyorsun
Artık kendini yakan bir ateşim
Kendimize birbirimizden düşler yapamıyoruz
Şimdi boş duraklara yaslanıyorum
Boş kentlere
Oysa “gel” desen gelecektim

….

***

Kara Kış

ben seni yaralarından tanıdım

ecelime son kurşundun deli davalım

n’olur bulutsuzluğuma darılma

dudağında bizi gül

kıyametime adım kala

beni senden alma

aklım kara kış

ellerim seni üşüyor

bugün günlerden soğuk

ben aysız gecelerde

çocukluğuma mektup yazardım

ah çocukluğum kağıt gemilerim

düşlerim dudaklanıyor

sesin kokuma gizli

yıldızları sönük gecelerde

dilime yağmursun

gözlerini uyuyorum her gece

bu kent içimin bahçesi

gemilerim çözülüyor yüreğine

ellerinle okşuyorsun

bilmiyorsun

kendi bakışlı kız

ömrümün kırçıl masalısın

uçurumlar vaadetme bana

yaralısın…

Ama Gitme

ama gitme

gözlerimde kan gezer

yasadışı bir soğuk işler iliklerime

gözyaşlarını geçirip sırtına

küflü bir sapak mı bırakacaksın sabıkama

biraz duman hıçkırığı sigaranda

biraz gece kırığı bende

şiir yorgunu damarlarıma ilk aşktan sola dön

ama gitme

şiir kanamalı bir aşkın “sonu yok”undan geçerken

ışığın sesini bul

aynandaki kırık yüzümü topla

gözümde seğiren acı bir denizde yüzdür

olimpos’un sıcağını

ama gitme

uçurumlar seri cinayetleri tökezletirken

sesini sakladım cebime

yağmur işgalli bir gecede ıskaladım

kapına dayanmalarımı

daha binmeden otobüslere

duraklar mı tuttu da kustun sesini üstüme

bak sana dil sürçmeli peltek şiirler yazdım

satırlarından kan sızar

satırla doğranmış bir aşkın cinayetinde

bir insan iki kıyıya aynı anda gözlerinden düşebilir

itme

ama gitme

daha saat “hoşça kal”ı göstermedi

bitme !

***

En Fazla İçimde Ölürsün

En fazla içimde ölürsün

Cesedini sürüklerim gittiğim her yere

Kızıl sonbaharım

Hangi aşk kendi fırtınasına dayanabildi

Ellerimde çoğul bir gölge kuşu

Adının arkasına basmadan yürüdüm

Alnımda birikti çizikler

Adımdan çıkardım aklımı

Aklımsız kaldım

Neylersin

İnsanız

Ne yapsak eksiğiz işte

Ölüme ayarlı saatiz

En fazla içimde ölürsün

Sorarım

Şiir papirüslerinin hangi köşesine karaladın beni?

Hangi haremden yakaladın da çiğnemeden yuttun gözlerimi?

Kekeme repliklerin ezber bozduran kuşu

Hangi rüzgârlara sattın da saçlarını

Devrik cümlelerimin öznesi oldun?

İçindeki kötü senaryoların kahramanı olmak istemezdim

Dağıldı bak derlenip toplanmış dağılmalarım

En fazla içimde ölürsün

….

***

Beni Sana Terk Et

Yine girdim gecenin korku tüneline cesurca,
korkarken binmeye alışıktır bu trenin vagon araları,
yine kapımda karakış
Ne zaman düşünsem seni,
intihar çığlıkları gelir kulağıma
şehrin arka sokaklarından.
İçimde eriyen buzun tepkime ısısı gibisin
Eridikçe ısıtır sonra yine donarsın
Ve her donuşunda beni de yakarsın,
Söyle gecelerimin gardiyanı olan masal perisi
Sen ne kadar, kaç mevsim yalansın..
Ne zamandır sezen söylemiyor “keskin bıçağı”
Ve artık radyolar çalmıyor bab-ı esrarı.
Uzaklarda bir yerlerde bakan gözlerin,
hangi cinayetlerini görmüştür bu gecemin.
Yer altı zindanlarında saçlarının
kimleri asmıştır boynuna dolanıp
bu yasadışı militan sabahlar.
Onursuz kalmaktansa dolaşan kanında,
yara olup kanadım her adımı andığında.
Oysa sen hiç görmedin
bu cam kesiği ayrılığın
ne depremlerin artçısı olduğunu
ve ne kadar yıkım yaptığını
o gözlerime bakan iki gözün.
Hani bu şehirden gitmek kadar
mülteci bir rüyanın orta yerinde girmiştin ya gecemin ikindisine.
Yok saydığım hayatıma,yalnızım şimdi
bu kalabalıkların mahşerinde.
Bir iç çekişsin gecemin ayazında.
Beni kovarmısın kalbinden,
Atarmısın beyninin en ücra köşelerinden
ve gözlerin nasıl görmez
sana olan susuşlarımı biriktirdiğim göz pınarlarımı.
Yağmurlar erken yağardı
her mevsimin gençliğinde kentime
Susuz kalmış martılara
ve sokak kedilerine inat
Kana kana tadıyorum
sensizlik okyanusunun tuzlu sularını.
Toprağımın kokusu geliyor
her yağmur sonrası küçük köyümün,
Günler ötesinde kalmış
ağustos mesafesindeki dağların arkasından.
Senden sonra biriktirdiğim tüm sitemleri bileyledim,
gözyaşlarının altında
geceler boyu kalmış, pas tutmuş varoluşuma.
Tüm silahlarını bana doğrult
razıyım ama ne olur dilini kana bulama.
Yüzüme gözüme saydır
terkedilmişliği ve yalnız geçen gençliğimi
Kıpırdarsam namerdim,
ama bu sevda savaşında oyun taktiği sayıp
beni arkamdan vurma..
Ne olur beni sana terket benden.

….

YöneticiGüzel SözlerÜnlü SözleriKahraman Tazeoğlu Şiirleri,Kahraman Tazeoğlu Sözleri Resimil
Kahraman Tazeoğlu Sözleri ve Şiirleri En Güzel Kahraman Tazeoğlu Sözleri ve Şiirleri Kahraman Tazeoğlu yazmış olduğu şiirler ile ve birbirinden güzel sözleri ile son dönemde Türk Edebiyatına damga vuran isimlerden birisi olmuştur. Bizlerde Kahraman Tazeoğlu tarafından kaleme alınmış birbirinden güzel Kahraman Tazeoğlu Sözleri ve Şiirleri ni bir sayfada oluşturarak siz değenli takipçilerimize en...